Trendyol ve Hepsiburada'da satış yapmak bana yapay zeka hakkında ne öğretti?
Göremediğin bir algoritmaya göre çalışmak, veriyi temiz tutmak, önce küçük partide denemek. Pazaryerinde öğrendiklerim yapay zekada da birebir işe yarıyor.
Dil modelleriyle çalışmaya başlamadan önce yıllarca Trendyol, Hepsiburada ve N11’de mağaza yönettim, yurt dışında da başka platformlarda satış yaptım. Bu tecrübenin bir gün yapay zekayla işime yarayacağı aklımın ucundan geçmezdi. Meğer en iyi hazırlığım buymuş.
Pazaryerleriyle yapay zeka sistemlerinin önemli bir ortak noktası var. İkisini de sen yönetemezsin, içini göremezsin. İkisi de geri bildirimle kavga edeni değil, ondan ders çıkaranı kazandırır.
1. Göremediğin bir sisteme göre çalışıyorsun
Hiçbir satıcı pazaryerinin ürünleri tam olarak nasıl sıraladığını bilmez. Tahmin yürütürsün, dener, ne olacağına bakarsın: daha iyi bir başlık, daha net görseller, fiyat değişikliği, daha hızlı kargo. Zamanla algoritmanın neye tepki verdiğine dair bir sezgin oluşur.
Yapay zeka modelleriyle çalışmak da aynı beceriyi istiyor. Bir prompt’un neden ötekinden daha iyi sonuç verdiğini tam olarak bilemezsin. Dener, çıktıları karşılaştırır, işe yarayanı tutar, yaramayanı atarsın. Kullanım kılavuzu bekleyen çabuk sinirleniyor. Denemeye alışkın olan ise kendini evinde hissediyor.
2. Her şeyi girdi belirliyor
Pazaryerinde sonucunun büyük kısmını ilan verisinin kalitesi belirler. Kategori yanlışsa, özellikler eksikse, açıklama muğlaksa dünyanın en iyi ürünü bile dibe gider.
Yapay zekada da durum aynı. Dağınık ürün verisi, tutarsız isimler, yarısı boş tablolar dağınık çıktı verir. Veriyi temizlemek ve düzene sokmak gösterişsiz bir iş ama kazancın çoğu hâlâ orada. İlanlar için böyleydi, prompt, ajan ve otomasyon için de böyle.
3. Ölçek küçük hataları büyütüyor
Birkaç ürünü elle yönetirken hata affedilir. Birkaç platformda binlerce ilanı yönetirken affedilmez: Şablondaki küçük bir hata aynı anda her yere yayılır.
Yapay zekayla otomasyon kurunca da aynısı oluyor. Azıcık yanlış bir talimat, günde yüzlerce kez çalışan bir akışa girince kısa sürede büyük bir soruna dönüşüyor. Pazaryerleri bana önce küçük bir partide denemeyi, dikkatle kontrol etmeyi, ancak ondan sonra büyütmeyi öğretti.
4. Platform değişir, numara değil sistem kalıcıdır
Her satıcının bir hikayesi vardır: Harika çalışan bir taktik, bir kural değişikliğiyle bir gecede çöpe gider. Ayakta kalan satıcılar temeli sağlam olanlardır: iyi ürün, iyi veri, iyi hizmet.
Yapay zeka araçları bundan da hızlı değişiyor. Bugünkü modelde işe yarayan bir numara altı ay sonra hiçbir işe yaramayabilir. Kalıcı olan etrafındaki sistem: net süreçler, temiz veri, önemli çıktılara bakan bir insan ve sonucu ölçme alışkanlığı.
5. Son sözü yine müşteri söylüyor
Algoritma seni sıralar ama senden alışverişi müşteri yapar. Yorumlar, iadeler, tekrar gelen siparişler hep aynı yere çıkıyordu: Ürün ve hizmet gerçekten iyi mi?
Yapay zeka projelerinde de ilk baktığım şey bu. “Zekice mi?” diye sormuyorum. “Bunu kullanan müşteri ya da iş arkadaşı sonunda daha iyi durumda mı?” diye soruyorum. Cevap evetse teknoloji kendine yer bulur. Hayırsa hiçbir otomasyon onu kurtaramaz.
Claude ile araştırılıp benim üslubumla yazıldı. Bu site nasıl çalışıyor
Bir fikrin ya da itirazın mı var? Duymak isterim.